21 Eylül 2014 Pazar

20 Şubat 2013'ten kalan:

ille bir adı olacaksa, incir ağacı olsun


"Nasıl gönül vereyim
kendini bilmeyene?"

kadın olmanın bir en'i varsa eğer
bugün o en'e erdiğim gündür
baktım, başım da göğe ermiş değil
burnum yerde
aylardır

ne egomu öldürdüğümde bu kadar kadın oldum
ne gururumu, ne dostlarımı
ne zaman tüm umutları gömdüm
heveslerimle birlikte
kadınlık o zaman bastırdı iyice
şöyle böğrüme böğrüme

en arabesk haliyle geliyor hem de
utanmadan, leş bir sırıtışla
"aman mutlu olsunlar da..."
nasıl yalan!
yalan mı sahi?
süblimleşmek istiyorum naftaline
özenip
birden ulaşayım gaz halime
tarih dersleri kandırmış ya hep bizi
ya kimya dersleri?

Drogba iyi adammış
iyi! iyi olsun
galatasaray kazansın
goller benim kaleme yağsın
ben küme düşeyim
kümeler kesişmesin
ortak hiçbir şey olmasın
aman!
blues belgeselleri bende kalsın
birlikte izleyemeyeceğimiz Bunuel'i alsın
Fellini öpsün
fallik fallik kaçmak istiyorum rüyalara
buranın gerçekleri sıkıcı
sizin gerçekler yorucu
alın sizin olsun afranız da
tafranız da

körsağırşaşıtopal

"pardon geçebilir miyim hanımefendi?"
yok kadın!
sen kalıyorsun,
ben geçerim yardan da
serden de
sen kal
ama
Rabih Abou Khalil ile
görüşmeni istemem
o kadarcık huzuru bahşediniz

hem benim kahvaltıcı sevdiğim var
o da güzel gülüyor
-senin efendi kadar olmasa da-
siz rebetikolarınızda sevişin
bana bir sahanda beyaz peynirli yumurta
bir de ceviz reçeli
yine mi yok!
incir de olur...


Hiç yorum yok: