25 Ağustos 2014
aklımda atlar
Buenos Aires'e dönüş yolu
Rosario terminalindeyiz
hava tekrar soğuk, ne güzel
kuzeyin kavurucu sıcağında
iyice kuruduktan sonra her yerim
bu yolculuk boyunca şüphesiz çok şey öğrendim, keşfettim
sadece kuzeye, Jujuy'a olan değil, Arjantin'e gelişim, nerdeyse iki ay geçirmiş olmam...
elbette öğrendiğim şeyler buradaki kültüre, yaşama dair ama sadece öyle mi?
asıl kendime dair bir sürü şey öğrenmedim mi?
"yolculuk çözüm değildir" diyor Cortazar.
"Sakın buna inanacak kadar gerizekalı olmayın. Değeri -hem de ne değer-
her şeyi yeniden sorunsallaştırabilmesindendir. Kim gidiğ dolaşıp geri dönerse,
gözlerini de açık tuttuysa, kafesinin biçimini, açısını, kaçışı kolaylaştıran geçitlerini
daha iyi bilecektir"
Tek başıma taa Arjantin'e gelmiş olmak üzerine düşünmemişim mesela hiç
Uçak ve havaalanı koşturmaları buna olanak tanımamış demek ki pek.
Oysa nerdeyse yirmidört saat süren tek molalı sessiz otobüs yolculuğum dünyaları düşündürdü bana.
hayır, teknolojinin zararlarına değinip hızlı yaşamak ile ilgili vaaz vermek değil niyetim.
Nitekim, teknolojiye şükrettiğim anlar yaşadım buralarda.
Misal, Salta'da San Bernardo tepesinde, herkes gün batımını izliyor, fotoğraf çekiniyor, benimse gözüm merdivene dizilmiş bir çekirdekçik ailede. sapık gibi fotoğraflarını çekiyorum ardı ardına.
tedirgin de oluyorum ama kendime hakim olamıyorum. aile çok güzel. tam kalkıp gidecekler,
dayanamayıp gidiyorum yanlarına. disculpe diyorum, ben sizin fotoğrafınızı çektim de isterseniz gönderebilirim. seviniyorlar, çok güzel gülümseyip teşekkür ediyorlar, ufaklıktan bir öpücük bile koparıyorum da nasıl seviniyorum.
teleferikle dönerken, büyükannesi Lüban asıllı bir kadın ve ailesiyle sohbet ediyorum. sorular soruyorlar, Türkiyeli olmama,tek başıma yolculuk yapıyor olmama, yaşıma dair. 25'im deyince şaşırıyorlar, 17-18 görünüyormuşum. Araplara benzetilmek istemiyormuymuşuz diye soruyo kadın. evet sanırım öyle bir meyil var genel olarak diyorum. cumhuriyet ilanından sonra diyorum, avrupa modernlik diyorum, ama benim umrumda değil diye düşünüyorum, bunu bir şekil dile getiriyorum.
herkes farklı diyorum. herkes eşit olmalı ama değil, bunu demiyorum.
Bu sırada, Arjantinlilerin Şilililere benzetilmek istemeyişiyle benzerlik kuruyor kadın. Böylece öğreniyorum, Arjantinliler Şilililere benzetilmek istemezlermiş. Neden?
Buenos Aires yolunda, sabahlar olmada. benim aklım gece yol üzerinde bir otobüsü durdurmuş olan jandarmada. otobüse bakıyorum, üzerinde Bolivia-Brazil-Argentina yazıyor. Neden diyorum? bazı şeyler nasıl da her yerde aynı...Bir yandan Galeano okuyorum. Latin Amerika'nın 20. yüzyıl tarihini/hikayesini anlatıyor. "Rüzgarın Yüzyılı" (El Siglo de Viento)
bazı şeyler nasıl da her dönemde aynı...
kendime dair diyordum...
yaklaşık 12 saat önce nasıl da daha güçlü hissettiğimi düşünüyordum. tek başıma bir sürü şeyin altından nasıl da kalkabildiğimi...
içimde yaşadığım onca strese rağmen, bu stresin de çok doğal olduğunu söylüyordum kendime.
strese giriyorum diye ayrıca bir stres yaşamanın ne anlamı var diyordum.
hala da öyle diyorum da, fiziksel yorgunluk zihni de etkiliyor olacak.
evet, artık yoruldum.
yalnızlığıma dair de düşünüyorum. birini tekrar sevebilmek istiyorum ama
sanki nasıl seviliyordu unuttum.
kim unutturduysa bana sevmeyi, bir kez daha sövüyorum tüm kalbimle.
sahi ne güzel hislerim vardı benim. ne güzel severdim ben kayıtsız şartsız.
ben seviyordum ya çok, yetiyordu bir zamanlar, sevdiğimin beni benim onu sevdiğim gibi sevmesi gerekmiyordu.
kim aldıysa bu hakkımı elimden bir kez daha sövüyorum tüm kalbimle.
evet, yine gönlüme göre sevebilmek, ama bu sefer sevdiğim gibi sevilmek istiyorum.
ne takatim kaldı, ne de başka kırılıp incinecek bir parçam...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder